temizlik şirketi ve insan inancları
Asıl adı Numan olan Hacı Bayram Veli (1339 veya 40-1430) Ankara’nm Çubuk Çayı kenarında Solfasol köyünde doğmuştur. Ba-I basının adı Koyunluca Ahmed, dedesininki ise Mahmud’tur. Kendisine Bayram adı, kurban bayramı sırasında karşılaşmalarından dolayı Hamid-i Aksarayî tarafından verilmiştir. îlk tahsilini Şeyh îzzettin’den almıştır. Diğer hocası ise Hallaç Mahmut Efendi’dir.Moğol istilası ve Haçlı Seferleri’nin ortaya çıkardığı yorgunluk; Selçukluların; BizanslIlar, Anadolu tekfurlukları, Rum ve Ermenilerle sürdürdükleri biteviye savaşlar; bu kanşıkhklardan faydalanmaya kalkan bazı ümera ve beyliklerin birbirlerine ve Selçuklu Devleti’ne karşı açtıklan mücadeleler; veraset kavgalara, Anadolu insanını bezgin ve ümitsiz bir hale düşürmüştü. Dışarıdan sokulan bazı maksatlı ve teşkilatlı fikir akımlara, Anadolu insanının bu ümitsizlik ve bezginliğ i-ni kurnazca değerlendirdiler. İşte böyle bir ümitsi z ortamda Hacı Bay-Velî, akıl ve düşüncelere değil, okuması yazması olmayan geniş ''esimlerin duygu ve gönüllerine hitap etmek gerektiğini düşündü. Tedris yerine tasavvufu seçti.
516/Anadolu’da Maneviyat
Türkmenlerin Orta Asya’dan çıkıp, yabancılann deyimiyim ge süriisü gibi kalabalık bir şekilde Anadolu’ya geldiklerini Bu sebeple de Anadolu’yu birkaç yüzyıl gibi kısa bir sürede Tüİ!'''* renler Saldıklar, Mengücekler, Danişmentler ve Selçuklulardır, nn içinde en kuvvetli ve sürekli olanı ise Anadolu Selçuk lulandif ‘
İslâmi bir vecd ile Orta Avrupa’ya kadar giden Müslüman o,^ lanna manevi ışık olan îslâmiyet’i Türklükle aynı potada eriten erenler, Anadolu ve Balkanlarda mesken edinilen mekânlan, güçlerinin himayesine almışlardır. Bunlann çok büyük bir Yesevi erenleridl-. Yesevi erenlerinin bir halkasını teşkil eden Hat, Bayram Veli de, o geleneğe tamamen paralel, yeni bir zincir başlatmıştu
Hacı Bayram Veli’nin açtığı yol çalışana, esnafa ve çiftçiye| siplin getirmiş, ahilik teşkilatı onun etrafında birleşmiş, cihan impaij torluğunun mayalanmaya başladığı yıllarda imparatorluğun iç niıam, nm oluşmasına yardımcı olmuştur.
Bayramilik, Solfasol kasabasında doğan Hacı Bayram Veli tan fından tesis edilmiştir. Babası Koyunluca Ahmed adında bir köjl olup, kendileri Ankara’da Melike Hatun medresesinde müderrisi yapmışlardır. Bir müddet sonra müderrisliği bırakarak Kayseri'jt Şeyh Hüsameddin Aksarayi’nin yanına gitti. Şeyh Hûsameddinasitı Kayserili olup, bir müddet Bursa’da ekmek satarak geçimini tem etmiş; Şemseddin Fenari tarafından himaye görmüş bir zatidi.Soım Aksaray’da Erdebilli Şeyh Hoca Ali’ye intisap ederek ziraatla meşj»! oldu. Müritlerini, ziraata teşvik ederek en helal lokmanın oradan kait nılacağmı söylediği rivayet olunur.
Hacı Bayram Veli’nin ilim ve irfan çevresinde Yazıcızade Şeyh Mehmed ve Ahmed Efendiler, Anadolu halkınınt^^ okuduğu ve feyz aldığı ''Muhammediye" ve ''Ahmediye" (Envaı-^ Aşıkin) adlı kitapları yazdılar.
Fatih Mehmet Han Gazi devrinde İstanbul’un Akşemseddin, Akbıyık ve saire gibi Bayrami meşayihinin büyük olmuştur. Osmanlı Türklerinin Rumeli’yi istilalannda,!’^'^''
Türklerde İnançlar ve Din / 517
^jjri(ieşmesinde ve İslâmlaşmasında Bayramiliğin yaptığı müspet iş,
(,ertürlü takdirin üzerindedir.*^
Kadirilik ile hazretin açtığı tasavvuf çığın, Anadolu’ya kadar yayılmış genişlemiştir. Anadolu’daki bu yayılma ise, Eşrefoğlu Rumi tarafından yapılmış ve Kadirilik adı ile millileştirilmiştir.'®
Anadolu esnafını teşkilatlandıran Asıl adı Şeyh Nasîrüddin Mahmûd b. Abbas olan Ahî Evran’dır. Ahî Evran’ın esnaf üzerinde yoğunlaştığı, onları teşkilatlandırdığını, esnafın kendilerini teşkilatlandıran bir yol gösterici olarak kendisini kabullendiğini biliyoruz.
Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da görülmeye başlayan, Selçuklu Devleti yıkılmaya yüz tuttuktan sonra, sosyal nizamı tesiste ve OsmanlI Devleti’nin kuruluşunda büyük rolü olan bir teşkilattır. Gazaya giden İslâm cenkçilerine yardım eden, onları manen ve maddeten deste k-leyen Erenler ve alp-erenler görüldü. Ahîlik gibi yan mutasavvıf, yan asker, fakat bütün ülkeyi tutmuş bir esnaf ve zanaatçılar teşkilatı, bir taraftan din savaşlanm desteklerken öte yandan tasavvufii yayıyordu. Tasavvufun asıl kaynağı Ahilikti. Esnaf ve zanaatçılar birliği zamanla tasavvufı bir renge büründü. Birçok millî tarikat bu teşkilattan çıktı. Köylere kadar yayılmış olan bu teşkilatın esası, yardımlaşma ve topluluk nizamını tesis olmuştur. Osman Bey’in kaymbabası Şeyh Edebali, Osman’ın birçok silah arkadaşları ve kardeşi Alaeddin Paşa, bu teşk i-lata mensuptu.
Alım-satım işlerinde birlik, kalitede belirli seviye kuvvetli bir ahlâk, kazançta muayyen topluluklar içinde iştirak esas prensiplerinde n-dı. Özellikle de esnafın mensubu olduğu teşkilat konumundaydı. Sadece esnafla sınırlı olmadığı, etki alanının çok geniş olduğu anlaşılmakladır. Aynı durum diğer tarikatlar için de geçerli olmuştur. Yüksek bir ahlâki anlayış ve yoğunlaştığı kitlelerin de dışında etkili olma özelliği geçerlidir.
Mevlâna düşüncelerini büyük halk kitlelerine yaymıştır. Mevlev i-ve ona bağlı olarak kültür, sanat ve edebiyat hareketi daha çok ^ydın tabaka arasında yayılırken, diğer yanda Bektaşî, Bayramî, Me-Halvetî tarikatlanna bağlı tekkeler, okuma, yazma bilmeyen halk
Ititleleri
ıçm sade bir edebiyatın gelişmesine sebep olur.
518 / Anadolu’da Maneviyat
Mevlevi tarikatı, Mevlâna’nın ardından daha çok aydm çjj ceğimiz bir çevrede yayılır. Bu kesimin manevi dokusunu nr. Anadolu Selçuklularında resmi dil ve kültür dili olarak Ara Farsça kullanılmıştır. Türkçe, halkın dili olmaya devam etmiştif?' letin bu tutumuna karşı genel bir hoşnutsuzluk vardı. Konya’d^^* leşmiş, Orta Asyalı bir göçmen ailesinin çocuğu olan Celaleddîn (1207-1273) bütün eserlerini Farsça yazdığı halde, f-şairleri ve yazarlarım etkilemiştir.
Görülüyor ki, bu saydığımız ve bunların dışında genel olarakçjj sayıda tarikat mensubu, Anadolu’nun manevi dokusunun oluşmasu^ önemli roller üstlenmiş, görevler almışlardır. Ancak, halkın bütûniijj yönelik olarak aydınlatma görevi gördükleri halde, özellikle de bt|| alanda faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları, adeta bir iş bölümü yaptıklj, görülür. Mevlâna’nın münevver ve bürokratları. Hacı Bayram ı Vt. li’nin çiftçileri ve esnafı, Ahi Evran’ın esnafı ve sanatkârlan, Hacı Bektaş-ı Veli’nin askerleri teşkilatlandırdığı anlaşılmaktadır.
Bütün bunlar gösteriyor ki, her biri bir alanda halk kitlelerine yol gösterici görevi görmüş, onlan teşkilatlandırmış, dürüst ahlâklı kişile olarak kurallara uyarak, o meslek dallanm icra etmelerinde önemi tesirler icra etmişlerdir.
Bu düşünceleri halka ulaştırıp, onlan eğitirken, Türkçeyi kullaı malan başanlannın artmasını sağlamıştır. Bu alanda başanlı olunm ken, ilim alanında ki başarısızlık düşündürücüdür.
Anadolu’nun dağında tepesinde bir evliyanın yatmakta ota bu yorucu mücadelenin kazanılmasının hiç de kolay olmadığını gös termektedir.
Sosyal içerikli aşın düşünceleri ile toplumu etkileyen inanç ve fi kir adamları da, Anadolu’da eksik olmamıştır. Daha Batı’da,henûzte kıpırdanmanın olmadığı dönemde. Şeyh Bedrettin gibi birini gö# yoruz. Batı’da, bu türlü düşüncelerin yaygınlaşması çok daha sonni^* tarihlerde olacaktır.
Batı feodal düzeninin insanları ezmesi, onların insan haklat''^ hürriyetleri gibi önemli düşünce ve uygulamalardan çok uzak
Türklerde İnançlar ve Din / 519
fitıi gösteriyor. Kral, ya da senyör, vasal ve serf Hindistan’daki kast jistenii benzeri bir baskı ve zulüm makinesi hâlinde tabakalaştığını gösteriyor- Oysaki Türk tarihinin herhangi bir safhasında böyle bir yapılanma, ya da uygulamaya rastlamak mümkün değildir.
Ahi Evran ve Ahi Birlikleri Anadolu Türklüğünün hamurunun yoğrulmasında önemli bir yere sahiptir.
Anadolu’nun Türkmenlerce fethedilerek iskân edilmesinin ardı n-danmanevî yapısı da oluşmaya başlamıştı. Anadolu’nun manevî yapısının oluşmasında ve buraların anavatan haline getirilmesinde önemli İcathlan olan birçok kurum vardı. Bunlardan biri ve belki de en öne m-Üsi ahilerinki idi.
Ahilik, Türklerin Anadolu’da teşkilatlanması sırasında yaptığı büyük katkılanyla en ön sıralarda yer almıştır.
Anadolu’da ahiliğin kurucusu ve ilk şeyhi Ahi Evren (1179-1262) dir. Ahi Evren, Güney Azerbaycan’ın Hoy şehrinde doğmuştur. Ahi teşküatlanna gayrimüslimlerin alınmaması son derece önemlidir. Böylece ticaret ve sanayi hayatına Müslüman Türklerin hâkim olmasını sağlamıştır, (Yrd Doç Dr. Ali Güler, Yard Doç DR. Suat Akgül, Atilla Şimşek, Türklük Bilgisi, 2. Baskı, Tamga Y ayıncılık, Ankara-
i
Yapılan araştırmalar, toplumumuzun tarih süreç içindeki gelişmesinin ve özellikle Osmanlı toplum yapılarının belirleyici öğesinin "mddi üretim” olduğu, ancak sadece tarım kesimindeki üretim ilişkilerinin ele alındığını göstermektedir. Bu sebeple araştırmalar: 1. O s-manlı toplum yapısının “kendine özgü” olduğu, 2. Feodal bir yapısının olduğu, 3. Asya Tipi Üretim Tarzı bir yapısının olduğu, şeklinde, aslında birbirine taban tabana zıt görüşlerin ortaya atılmasına sebep olmuştur.
Oysaki tarım kesimindeki üretim ilişkileri maddi üretimin bütünü 'loğildir. Aynca, bu görüşler arasındaki zıtlık da, tanm dışı üretim '•'ikilerinin ihmal edilmiş olmasından ileri gelmiştir.*^
Selçuklu, devamında da Osmanlı esnaf ve sanatkârlar içinde ör-Ptlendiği ahilik, dinî, ahlâkî, sosyal ve ekonomik şartlann doğurduğu
520 / Anadolu’da Maneviyat
bir birliktir. Bu şartlar İslâmiyet’in ortaya çıktığı çağların, Bizans toplumlannın, Orta Asya Türk toplumlannın yapısınd^^H muştur. Ahilik, bu üç kaynağın etkileri ile Selçuklu ve Osmani] dolu toplumunun sosyo-ekonomik şartlan içinde yoğrulması ve
lendirilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
R. M. Maciver’e göre; sosyal birlikler örgütlenmiş gruplardu
birliklerin mekânda bir yerleri vardır. Kişiler bunlara katılır
katılmaz. Kurumlar ise, örgütlenmiş işlem faaliyet” usullerinin biin nüdür. Mekânda yerleri olmadığı gibi, kişilerin bunlara katılma da yoktur. Ahilik bir sosyal birlik olarak karşımıza çıkmaktadır, birlik içinde; başlangıçta fonksiyonlann yeterince farklılaşmamıştı maktan ötürü iç içe girmiş olduğu görülmektedir.
Ahi birlikleri hakkında ilk bilgiler, îbni Batuta’nm anlattı klanım dayanmaktadır. Bu birlikler çok geniş bir coğrafya sahasında ve ımu bir tarih döneminden gelen etkilerin orijinal bir sentezidir. Arapçj '"kardeş”, Türkçe “cömert” anlamına gelen “Ahr sözcüğünün hangi dile ait olduğu bilinmemektedir. Deny ve Köprülü Türkçe “mh” keli, meşinin zamanla değişerek “Ahi” şekline geldiğini belirtiyorlar, “ft. van-ı Lügat-it-Türk” Ahi kelimesinin eli açık, cömert anlamına “a. krdan geldiğini kaydetmektedir.
Ahi birliklerinin ilk örgütlerini ortaya çıkarabilmek için, bu bir İlklerin tarikatlar gibi belli bir ideolojiye bağlı birlikler olarak anlaşıl ması gerekir.^’
Türkmenler Anadolu’da Büyük Selçuklular tarafından, köy, ka saba ve şehir gibi yerleşme birimlerine yöneltilirken, daha önce tanıdıkları aşiret yapıları parçalanmış ve bu yapıdan doğan korayucu bağlar ortadan kalkmıştır. Ancak, henüz göçebe ve yan göçebe dunırauıı da olduklarından, aralarında göçebe örf ve âdetleri bütün canlılığı ile yaşamaktadır.
Horasan’da karşılaştıkları İslâmiyet’i benimsemiş olmakla birlik te, henüz eski dinleri olan Şamanizm’in de büyük ölçüde etkisindedii 1er. Bir yanda Selçuklu iskân politikaları gereği boylar parçalanarak yeni kurulan köylerin yanı sıra, eski kasaba ve şehirlere yönelen Türk

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder